Kayıtlar

Ağustos, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Deneme

     Deneme     Yazıma başlamadan önce şunları söylemek istiyorum.     Bu bir denemedir(anlamadıysanız diye söylüyorum)     Paragraf kitaplarına eklenmesi zorunludur! (aksi taktirde sizi batırma ihtimalim var)     Bu deneme paragraflardan oluşur.     Paragraflar denemelerden oluşur     Paragraf ödevlerinin kısılması talep edilir.      Başlayayım mı? Cevap gelmediğine göre hayır.      Hacebar     Yazar notu:     Şakaaaaaaaaaaaaaaa      İstesenizde istemesenizde yazacağım he he he     Çöze çöze gına geldi dediğim, paragrafları çözerken farkettim ki çoğu deneme yazıları üzerine    kurumuş. Soru o metni okumamızı istemiyor. O metne inanmamızı istiyor. Çünkü o metne uygun cevaplar vermemizi isteyerek bize taraf tutma seçeneği vermiyor. Bu tip sorularla aklımızı çelmek istiyorlar. Bize yanlış bilgiler öğretecekler. BUNLARRIIIN HEPSİİ ...

Beste

Resim
         Selam, merhaba, hoş geldiniz. Yaprakların sarardığı cıvıl cıvıl bir gündü. Üff artık nasıl başlanması gerekiyorsa? Hacebar bilgisayarını bizim dünyamızda unutmuş. Bu yüzden ben hepinizin en sevdiği karakter Beste olarak yazarın kendisi olmanın nasıl bir şey olduğunu anlatacağım.     Öncelikle Hacebar'ın torpillisiyim. Çünkü Hacebar'ın kendisiyim. Yedi kardeşim sıkışık sıkışık odalarda yatarken kendi odam var. Evde yedi erkek yaşıyor ama leylak rengi perdelere mor desenli duvarlara sıklıkla rastlayabilirsiniz. Çünkü öncelik bana ait.     Diğer önemli ayrıntı ise Hacebar ile aynı şekilde düşünebilmemiz. Yani hikayein en stresli anında bazen Hacebar bize bunu yapmaz diye düşünüp rahatlayabiliyorum. Ahh umarım ters köşeye uğramam.       Aaaaiiiiii     Üzgünüm gıcık Solar metne ekleme yaptı anlaşılan. Ergh! Hacebar'a söyleyeyimde Solar angst yazsın. Sanırım bana yaptığı en büyük kötülük b...

MAÇEVERA- 10

10: Solar, Duri, Blaze, Ais ve Beste kardeşlerini arıyorlardı. Yüzünü peçeyle kapatmış adamın gösterdiği her yere bakmalarına rağmen hala bir sonuca ulaşamamışlardı. Her şey olabilirdi. Belki kardeşlerini bir daha göremeyeceklerdi. "Yok yook, böyle gidersek biz asla bir sonuca ulaşamayacağız." dedi Blaze kollarını kavuşturarak. "Yok yani hiç mi yetkili biri yok? Polisi arayalım, belediye başkanını arayalım... Yoksa böyle daha çooook dolanırız." "Saçmalama, yerimizi belli etmek mi istiyorsun?" diye çıkıştı Solar. Blaze'den umudunu çoktan kesmiş olmasına rağmen bu kadarına da katlanamıyor gibiydi. "Evet polis bey, kardeşimizi kaçırdılar." dedi Blaze—polisi aramıştı bile. Solar ona doğru koştu ama Blaze eliyle onu itti. "Çok eski bir binadayız. Biz park sanmıştık tabii ( yalan konusunda usta, her zamanki gibi ), ondan girmiştik de, içi teknoloji dolu çıktı." Ais eliyle Solar'a rahatla işareti yaptı. İkizini iyi tanıyordu, onları el...

MAÇEVERA- 9

 9 Hücre: "Bizi nereye götürüyorsunuz?" diye sordu Gempa, öfkeyle. Çırpınmayı bırakmıştı. Taufan ise hala bir umut, kollarını sallıyordu. "Soru sorma. Efendi emredene kadar bizimlesiniz." dedi adamlardan biri kabaca ve iki çocuğu daracık bir hücreye attılar. "Heyyy, efendide kim?" diye sordu Taufan merak içerisinde. Kolunun üzerine düşmüştü ancak bunu önemsemiyordu. Hele ki alacağı cevap belki Halilintar'ın başına gelenleri açıklayacakken. "Zindanda çürüyeceksiniz." diye güldü adam. Hücrenin parmaklıkların kapattı. Gölgesi, minik havalandırmadan gittikçe uzaklaştı. "İyi misin?" diye sordu Gempa endişeyle ve Taufan'ın kolumu kapıp baktı. Cebinden bir krem çıkarıp sürdü. "Ahh, mama Gem, zindanda bir yerlerinden krem çıkarmasını biliyorsun." diye güldü Taufan. "Görürsün sen mama Gem'i." diye azarladı Gempa. Ancak kremi sürmeyi bırakmadı. "Tamam şimdi oldu."  Gempa duvara yaslandı. Elini karanlık du...

MAÇEVERA- 8

8:  Halilintar'ın gidişini üzerinden iki gün geçmişti. Yataktan aşağı sarkan kırmızı battaniyeye, kirli görünen sert yastığa hatta çarşafın altına sıkıştırılmış çoraba bile dokunulmamıştı. O, bir gün gelmeliydi. Gelmeli ve o yatağa oturmalıydı. Aksi taktirde Taufan başta olmak üzere - e.n: Taufan ona en yakın yedizdir - tüm kardeşleri geceleri uykusuz geçirecekti. Oturma odasında altı kişi dip dibe, sessizce oturmuşlardı. Daha çok dışarıdan gelen kuş cıvıltıları ön plandaydı. O sırada büyük bir patırtı meydana geldi. Beste koşar adımlarla içeriye hoplamıştı. Saçı başı telaştan karmakarışık olmuştu. "O, not bırakmış!" diye bağırdı. Piyanoyu odanın ortasına koydu ve piyanonun kayıt tuşuna bastı.  "Üç defa sarı, beş defa siyah, sonra bir kez sarıda dur, sonra yedi kere kırmızı, ardından iki defa mavi."  Piyano kusursuz bir şekilde ses kaydını çalıyordu, sanki Halilintar yanlarındaydı ve mırıldanıyordu. "Bu sözleri Solar'ın darbesinden öncede söylemişti....

Müşo (vrag vrag)

Gözleri gölet ağzı kayık. Yaşadığı yer çok açık. Okumayı bilmezsayı sayamaz. Geveledikleri yaramaz. Işığı kapatsan çığlık atar. Balon patlatsan kıyamet kopar. Fatoş yemiyorsun diye kızar. Ağzında lokma takla atar. Ooooooooooo Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Yeşil nemli bir cildi var. Yüzemez ama yüzdüğünü sanar.  Deneyimlerden kaçıp durar. Yerde yatıp boş yapar. Nerede görsen havaya sıçrar. Kediden tavuktan korkar. Ödlekliğinden hava atar. Aynen Müşo dil çıkar. Oooooooooo Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Müşo Müşo Müşo Müşo vrag dedi Hacebar Umarım artık Müşo'yu tanımışsınızdır.

Müşo (ŞIMARIK)

Takmış koluna Kemal'ini, Beni ödlekliğinden çatlatıyor. Ağzında lokmayı çevirip çevirip, Fatoş'un tepesini attırıyor. Çantada tostları kurutup kurutup, Annesini hep kandırıyor. Doktorları izlemeye bayılıyor. Parasını oyuncağa yatırıyor. Ah ülen Müşo uy uy Daha sonrada durup durup top havuzunu hatırlatıyor. Tahminlerini hep tutturan  Alexandra Müşoviç vay vay Çakıcı sıram var bugüüün Hurişi kıraşe götürüüün Kemal müsiad hangi güüüüün Havuz partisi mi yapsak vay vay Alakası bile yok Müşoviiiiç Ah seni muzır Müşoviiiiiç Kedi içeriye Müş dışarıya  Ah seni korkak Müş Müş Hacebar, kuzenleri, kardeşleri ve asıl yazarlar: Hatice ve Şeyma

MAÇEVERA- 7

7: Bir süre gözü yaşlıların burnunu çekmeleri konuşurken o trajik anda biri Solar'ın omuzlarını sıvazladı. Solar kolunu okşamaya çalışan kişiye ters bir bakış atmak üzere arkasını döndü. "Ne oluyor?!" diye bağırdı Gempa, ondan önce tepki vererek. Göz altları morarmış haldeyken öfkeli görünmeyi başaramıyordu. "Hahahahahaha!" diye bağırdı garip bir adam. Kıyafeti Sazlık'takilerin giydiklerinden bile daha eski ve yamalıydı. Bedeni toz ve külle kaplanmış, kirli ve kötü kokuyordu. "Hahahahahahaha!" diye bir kahkaha daha patlattı. "Halilintar öldü mü? Öldü mü?" diye alaycı bir biçimde sorarken, etraflarında bir sinek gibi dolanıyordu. "Yetişemedim mi? Dinleyemedi mi beni?" "Halilintar mı? Kardeşimizi nereden tanıyorsun?!" diye bağırdı Taufan, dehşetle öfke karışımı bir sesle ve bu garip adamın üzerine atladı. Adam ise kıkırdamayı bıraktı. Ciddiyetle ayağa fırladı. "O zaman sen yoktun." dedi adam, parmağıyla Taufan...

MAÇEVERA- 6

6: Bilinmezin Ötesine Kaldırımda geçecek yer bırakmamışçasına, sekiz kişi,  el ele kafile kafile yürüyorlardı. İkindi vakti gelmişti. Binaların arkasından ortamın kızıllaştığına dair belirtiler gözüküyordu. "Bu nedir kardeşim, yörük müyüz biz? Oradan oraya göç ediyoruz." diye homurdandı Blaze, huysuzca. "Ne göçü kibrit çöpü? Alışveriş merkezi görürsek gireceğiz işte." diye aynı sesin daha kalınıyla homurdandı Halilintar. "Bir ilçe yürüdük. Bu da mı göç değil şalter bey?" diye dalga geçti Blaze. Ama gerçekler ortadaydı. Sanki yürümek için dışarı çıkmış gibiydiler. "Eeee Gempa, gelmedik mi?" diye fısıldadı Halilintar, yanında yürüyen kardeşine. "Ha?" Gempa gözlerini kırpıştırarak ona baktı. Sanki uyuyormuş da, yeni uyanmış gibiydi. "Ah, şu ilerideki dükkana gireriz, evet." Derken gökten büyük bir ses yükseldi. Çığlıklar ve gerilim dolu bir melodi. Kardeşler 'ne oluyor?' dercesine bakıştılar. Zaman geçtikçe uğultular artı...

MAÇEVERA- 5

5: Sert Bir Hatırlatma "Gücümü kullanamıyorum" Gempa korku dolu gözlerle kardeşine bakakalırken, ihmal ettiği bilgiyi düşündü. "Sakın unutma AÇE..." Artık harekete geçme vaktiydi. Duri'ye cevap vermeden, sessizce yanından ayrıldı. Yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. *** “Hadi Taufan senin karakterin güçlü. Göster onlara gününü.” diye bağırdı Blaze hırçın bir ifadeyle, bir yandan oynarken, kardeşinin omzunu iterek. Video oyunu oynuyorlardı. “Evet güçlüyümdür ama bir o kadar da akıllıyımdır.” dedi Taufan kısa bir an filozof gibi bir ifadeyle gözlerini kapatarak ve göğsünü hafifçe kabarttı. Sonra aynı hızla oyuna geri döndü. “Yav, neyse işte” diye homurdandı Blaze huysuzlanarak. “Al işte kaybettik! Üff...” “Ha ha ha.” Beste önce kıkırdadı, sonraysa daha fazla tutamadığı bir kahkaha patlattı ve, “Sizi dışarıdan izlemek çok zevkli.” diyerek heyecanla ayaklarını kanepeye vurdu. “Komik mi görünüyoruz.” diye sordu Taufan boş boş bakarak. “Eğer öyleyse bu şu Karabatağın suçu...