MAÇEVERA- 8

8: 

Halilintar'ın gidişini üzerinden iki gün geçmişti. Yataktan aşağı sarkan kırmızı battaniyeye, kirli görünen sert yastığa hatta çarşafın altına sıkıştırılmış çoraba bile dokunulmamıştı. O, bir gün gelmeliydi. Gelmeli ve o yatağa oturmalıydı. Aksi taktirde Taufan başta olmak üzere -e.n: Taufan ona en yakın yedizdir- tüm kardeşleri geceleri uykusuz geçirecekti.

Oturma odasında altı kişi dip dibe, sessizce oturmuşlardı. Daha çok dışarıdan gelen kuş cıvıltıları ön plandaydı. O sırada büyük bir patırtı meydana geldi.

Beste koşar adımlarla içeriye hoplamıştı. Saçı başı telaştan karmakarışık olmuştu.

"O, not bırakmış!" diye bağırdı. Piyanoyu odanın ortasına koydu ve piyanonun kayıt tuşuna bastı. 

"Üç defa sarı, beş defa siyah, sonra bir kez sarıda dur, sonra yedi kere kırmızı, ardından iki defa mavi." Piyano kusursuz bir şekilde ses kaydını çalıyordu, sanki Halilintar yanlarındaydı ve mırıldanıyordu.

"Bu sözleri Solar'ın darbesinden öncede söylemişti." dedi Gempa. Adeta gözleri büyümüştü.

"Olay döndü dolaştı bana mı geldi yani?" diye homurdandı Solar "Eğer işinize yarayacaksa bu sözün ne anlama gelebileceğini biliyorum."

"Çabuk söyle!" diye haykırdı Taufan. Ona, sanki söylemezse, onu yiyebilecekmiş gibi bir heyecanla bakıyordu.

"Öyle bedava yok." dedi Solar. Hafifçe göğsünü kabarttı ve vizörünü düzeltti. "Blaze en büyük en akıllı Solar diyecek." dedi ve altı çift göz Blaze'e döndü.

Blaze suratını asarken, "Yaa! Ben ne alaka?! Olmaz öyle şey." diye su içerken burnundan su fışkırtan biri kadar şaşırmış bir şekilde baktı. Fakat diğerlerinin bakışları karşısında dayanamadı. "Üff tamam. En büyük en akıllı Solrrr."

"Solrrr mı, anlayamadım?" dedi Solar şımarık bir şekilde ama daha fazla uzatmadı. "Tamam, tamam söylüyorum. Selçuklu devleti önemli şeyleri ifade ederken bazı kelimeleri ve rakamları kullanır. Siyah güneyi,  kırmızı kuzeyi, mavi doğuyu, beyaz batıyı ve sarı ise merkez bölgeyi temsil eder. Bu söz aslında bir koordinat olsa gerek."

"O zaman neyi bekliyoruz? Harekete geçelim." dedi Gempa ve ayağa kalktı. Diğerleri de aynı şeyi yaptılar. Bu sırada Solar koordinatları tam anlamıyla çözmüştü.

Yedi çocuk dev bir binanın önüne ışınlandılar. Yani hızlıca varmışlardı ama gerçek anlamda ışınlanmak farklıydı. Bina ne kadar büyük olsa da duvarları çöküntülerle kaplıydı. Gizlice binanın içine girdiler. İçerisi bambaşkaydı. Son düzey teknolojilerle donatılmıştı. Dışarısı ile alakası yoktu.

"Tamam geride durun. Birazdan saldıracağız." dedi Gempa ve eli ile arkasını kolladı. "Beste (hayır abla demiyorlar) ile Ais, gizliliği siz sağlayın. Solar, Duri ve Blaze, bu kattaki ilginizi çeken şeyleri inceleyin ama Allah aşkına hiçbir şeye dokunmayın. Taufan ve ben üst katları kontrol edeceğiz."

Herkes Gempa'nın dediklerini yapmaya başladı. Gempa genellikle liderlik işerinden sorumlu olurdu.(Çünkü sözü ikiletilmezdi XD)

"Ergh, ben niye inekle aynı takımdayım?! Ben Ais'le olmak istiyordum." diye iki kolunu birbirine bağladı Blaze, suratını asarak -e.n: Ais Blaze'in ikizi ve favorisidir-.

"Ben sanki çok mutluyum da." diye homurdandı Solar arkasını dönmeden. "Ama sen mutlu olmalısın. Bilirsin benim sırtım yere gelmez."

Blaze alaycı bir şekilde dil çıkardı. "Görürüz biz o sırtı."

"Evet, ben Solar'ı sırt üstü uyurken görmüştüm." dedi Duri, yerinde hoplayarak.

"Tamam, kapayın çenenizi, yerimizi belli edeceksiniz." dedi Solar ve danışman masasına doğru emekledi.

Tam o esnada yüzünü peçeyle kapatmış bir adam belirdi. Arkasında siyah giyimli başka adamlar. Ancak onların yüzü açıktı. Ve siyah giyimli adamlar Gempa ve Taufan'ı yakalarından tutuyordu.

"Bak sen şu kaçaklara! Projelerimizi ortaya çıkarmaya geldiler demek." dedi yüzü peçeli kapatmış adam. Korkutucu bir şekilde kıkırdadı.

"Bırakın bizi biz bir şey yapmadık!" diye bağırdı Taufan, çırpınarak.

"Ufaklık, sen nerede olduğunun farkında mısın?" diye sordu peçeli adam zehirli bir nezaketle ve parmağıyla bir köşeyi işaret etti. "Gönderin onları."

"İşte bu kötü oldu."

Devam edecek...

Hacebar 

Ayrıntılar henüz bitmedi (Üç defa sarı, beş defa siyah, sonra bir kez sarıda dur, sonra yedi kere kırmızı, ardından iki defa mavi) buna dahil. Ayrıca bu adamların Selçuklular ile tek alakası aynı şifreyi kullanıyor olması kafanızı bunaltmayın.

Editör: Embéria Aéris. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)