MAÇEVERA
Yazarın notu: Karakterleri öğrenmek için kiranafuychi.com tanıtım yapmaya üşendim. Beste karakteri ise yedizkerin ablası olarak eklenmiştir. Çocuksu ve enerjik karakteri ile beni temsil etmektedir. Özel gücü ise her sesi çıkarbilen similasyon ile görünen dijital bir piyanodan kaynaklanmaktadır.
Bölüm 1: Maceraya Başlıyoruz
Oturma odasından 'ahh' sesleri yükseldi.
Beste ve Solar birbirlrine baktılar. "İşte uyandılar." diye gülümsediler ve kıkırdadılar.
"Ben burada mı uyudum?" diye sordu Gempa inleyerek ve bir tek kendisinin bu durumda olmadığını fark etti. "Yoksa siz—" derken uyanık ikiliye ölümcül bakışlar fırlattı.
"Yo yo hayır, biz değildik." dedi Beste panikleyerek. "Açıkçası ben de burada uyandım."
"Saat gece birde mi?" diye sordu Gempa boş gözlerle bakarken.
"Ne bekliyorsun? Ben gece birde uyumam." diye homurdandı Solar, biraz kendini beğenmiş bir ifadeyle.
"Hehe, biz gececiyiz." diye şakacı bir neşe ile sırıttı Beste ve Solar'a şakacı bir yumruk attı.
"Neyse bunu sonra konuşalım." dedi Gempa ve herkesi yatağına göndermek üzere ayağa kalktı.
Derken ay ışığında görebildiği eline, büyük harflerle yazılmış notu gördü. "SAKIN UNUTMA AÇE..."
Büyük bir çığlık attı. Evet, ne anlama geldiğini bilmiyordu ve büyük bir gizem taşıyordu.
Tabii ki, endişeden yüzünde oluşan ifadeyi yok edip, kardeşlerini yatağına yatırması gerekiyordu. Bu yüzden kimseye bir şey söylemeden, her şeyi bir maskenin altına saklayarak, annelik yapmaya gitti.
***
Ertesi gün elinde yazan notun bir kısmı silinmişti. Harfler artık silik, neredeyse okunamaz bir haldeydi.
Gempa panikle daha sessiz bir çığlık attı ve defter kalemi kapıp notu kağıda geçirdi. Notun altında ise garip bir simge belirmişti.
Sakin davranmaya çalışarak simgenin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Kendisi başaramayınca bir kardeşine söyleme ihtiyacı duydu -mesela en akıllı Solar?- ve yatağından kalktı. Kapının önündeyse, hiç beklemediği biriyle karşılaştı.
Halilintar. Kollarını kavuşturmuş, ciddiyet içerisinde, ama sanki kişisel haklarına saygı duyduğu içinmiş gibi, odaya girmemiş, onun çıkmasını bekliyor.
"Sen çığlık atacaksın be duymayacağım öyle mi?" diye sırıttı ve deminden beri içinde tuttuğu sorularla onu darlamak istercesine tepesine dikildi.
Gempa da gülümsedi ki— iyi bir aktördü. İçindeki her türlü duyguyu en iyi şeklide saklama konusunda harikaydı.
Kardeşinin arkasından sıvışmaya çalıştı ve başarılı da oldu. En büyük yediz bilmiş bilmiş sırıtarak, kibarca geçmesine izin vermişti.
Halilintar ise, gitmeye niyeti olmadığı halde, hala sırıtıyordu. Gempa'nın yatağına fırlattığı defteri kolayca görüvermişti. "Ah, Gempa yine neyi kendi başına ne aldın?" diye kendi kendine söylenerek -ya da homurdanarak mı demeliyim?- defteri aldı.
Açmak ve açmamak arasındaki kararsızlığını bırakınca, defterin arasındaki çiçek desenli ayracın aşağı sarkan püskülünü yavaşça çekti ve titreyen elleriyle yazılmış notu alıp, ortaya çıkardı. Sadece dudaklarını oynatarak, ses çıkarmadan notu okudu ve altındaki değişik simgeye baktı.
Bu not... bir şeyleri çağrıştırıyor gibiydi ama ne olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Simgeyi aklına kazıdı ve kızıl gözleri düşünceli bir şekilde parlarken, odadan çıktı.
"AÇE..." diye fısıldadı "Ne olabilir ki?" derken gözünün önünde bir sahne canlandı.
Bir çığlık yükselir ve herkes kaçar. Dolunay herkesin gözlerinin önünde batarken bir melodi yükselir.
"Üç defa sarı, beş defa siyah, sonra bir kez sarıda dur, sonra yedi kez kırmızı, ardından iki defa mavi*."
Devam edecek...
Hacebar.
Notlar (*): Burada ağlayabilirsiniz ağağağağ
Editör: Embéria Aéris. (Ne var canım o kadar katkıda bulunduk yani, Allah Allah...)
Yorumlar
Yorum Gönder