MAÇEVERA- 14 (FİNAL)
14: Final
"Ben Saltuk ve burası da Maçevera." dedi kumandan. Ordudakilere olmadığı kadar sevecen ve arkadaş canlısı davranıyordu.
"Nasıl yani? Maçevera ne oluyor?" diye sordu Duri etrafına bakarken etkilenmiş gözlerle.
"Maçevera taa Hace Ahmed Yesevi'ye kadar uzanan bir yolculuk. Asıl ismi Mavera ama biz açe gibi bir değişiklik yaptık."
"Açe ne peki?" diye atladı Gempa. Günlerdir beklediği an gelmişti. Gözlerini kocaman açıp alacağı cevabı bekledi.
(Y.n: Buradan sonra ki kısmı karabatağıma armağan ediyorum.)
"Açe benim." dedi bir kız. Açık sarı başörtüsünün üzerine bir şal geçirmişti. Bonesinin altından ipler ile bağlanmış minik taşlar alnına değiyordu. Kısacası kıyafeti eski türkleri andırıyordu. "Asıl ismim Açelya ve mücadeleyi kazanmak için bazı yerlere kendi lakabımı kazıdım. Amacım diğerlerini bulundukları durumdan uyandırmaktı." dedi ve tatlı bir şekilde gülümsedi.
"Ihmm... Gempa bu işaretler için oldukça endişelendi." diye mırıldandı Halilintar geveleyerek.
"Ahh, sen yıldırım elementi olmalısın. Emin ol merkezde sana ihtiyaç var." dedi Açe ve başka bir şey demeden, narin adımlarla uzaklaştı. Attığı yumuşak adımların çıkardığı minik ses Halilintar'ın kulağında yankılanıyordu. Onu görerken geçirdiği on iki saniyede kızın siması, sanki resmini bir duvara asmış gibi aklına kazınmıştı.
"Umarım onu bir daha görmem." diye mırıldandı kendi kendine.
"Ondan hoşlanıyorsun değil mi?" diye sordu Taufan muzır bir sırıtışla, ona dirsek atarak.
"Yoo..."
"O zaman neden kızardın?" diye sordu Taufan ve fark edildiği için ikizinin yüzünde oluşan endişeyi keyifle izledi. "Tammaamm~ Sırrın emin ellerde~"
(Y.n: Gerisi sana ait değil kara batakçık)
"İşte böyle gençler. Bir bölümde her şeyi özetlemeye çalışıyoruz, umarım çok hızlı geçmemiştir." dedi Saltuk.
"Bizim açımızdan sıkıntı yok. Sürprizli oluyor." dedi Beste ve kollarını bağladı.
(Y.n: Sizin açınızdan sıkıntı var mı okuyucular?)
"Tamam öyleyse ben devam ediyorum." dedi Saltuk. "Hace Ahmed Yesevi'yi anlatan dizi, Mavera. Onu bir bakıma biz derledik. Aytolu'nun kahramanca bakışları. Karabatak ikilisinin komik mücadeleleri. Hepsi gerçekten örnek alınması gereken olaylardı.
"Yani olay sadece dizi mi?" dedi Solar, garip bakışlar atarken.
"Tabii ki hayır. Olay tarihleriydi. Biz ise mirasçılarıyız. Ve tarih hakkında bilmediğiniz bir şey var. Her zaman tekrar eder. Sizi onlar ile ilişkilendiriyorum." dedi Saltuk ve yanındaki adamın kulağına duyulabilecek bir şekilde fısıldadı. "Şu mavili çocuk bizim Mahmut'a benzemiyor mu?"
"Aynen öyle. Onun gibi deli." dedi adam ve gülüştüler.
"Ne—kim? Ben mi?" dedi Taufan, sanki başkasını kastetmişler gibi etrafına garip bakışlar atarak. Ne diyeceğini bilemeyerek, biraz dramatik bir iç çekerek, çömeldi.
Halilintar öne doğru yürüdü ve etrafa bir göz attı. Saltuk'a doğru eğilerek, "Üye olabilir miyim?" diye fısıldadı.
"Tabii ki yıldırım elementi. Burada senin gibilere ihtiyaç var." dedi Saltuk.
Bu Halilintar'ın gülümsemesine sebep oldu. Ancak övgü aldığı için değil, aynı sözü söyleyen kişiyi hatırladığı için gülümsemişti.
Son.
Hacebar.
Editörüme, diğer arkadaşlarıma ve buraya kadar okuyan herkese teşekkür ederim.
Bu final olabilir. Ancak kısa bir ara ardından yeni sezonu yazacağım. Hihihi.
Editör: Embéria Aéris (kiranafuychi.com).
Ve notu:
Bu seriyi takip eden herkese teşekkürler. Ben de bir okuyucu olarak takipte kalacağım. Hihehehehe~ Romantizmmm~
Yorumlar
Yorum Gönder