MAÇEVERA- 2

2: Kayboluş

Halilintar diğerlerinden çok daha atak davrandı. Az önce duyduğu sesler, kafasında yankılanmaya devam ediyor, onu bunaltıyordu. Arkasından gelen melodi ise oldukça hızlı geçişliydi, takip etmek şöyle dursun, başını döndürüyordu. Trajik bir şey olacakmışçasına endişeli hissediyor, demirden bir pençe kalbini sıkıyordu.

Ses çıkarmamaya çalışarak, parmak uçlarında yürüdü ve ablasının odasına girdi. Dijital piyanoya uzandı ve 'DOO'...

Paniğe kapılarak, parmağını yanan bir köz parçasına dokunmuş gibi hızla çekti ve birinin onu duyup duymadığını anlamak için, bir süre sessizce durdu. Ardından sesi kısıp melodiyi çalmaya çalıştı.

"Nınnırnnırı" Mırıldanırken bambaşka birine dönüştü. Kendini kaptırmış, parmaklarını sanki her gün piyano çalıyormuş gibi, ezbere bir şekilde hareket ettirmeye başlamıştı. "Üç defa sarı, beş defa siyah, sonra bir kez sarıda dur, sonra yedi kez kırmızı, ardından iki defa mavi."

Piyano renkli ışıklar saçtı. Tuşlar kendi kendine basılıyormuş gibi hareket etti ve mırıldandığı melodiyi aynen çalmaya başladı. Hallintar heyecanla bu garip aleti izledi. Artık kelimeler sadece kafasında dönmüyordu. Sadece piyanodan ibaret olmayan bu eşya ile nesneleşmişti.

***

"Çok garip, dün günlüğüme ekleme yapmamışım." dedi Gempa şaşkınlıkla kaşlarını çatarak ve düşünceli olduğunda yaptığı gibi, şakağını ovuşturarak kahverengi ciltli deftere baktı.

"Bende yapmamışım." dedi Blaze cızırtılı sesler çıkaran tabletinden yüzünü çevirmeden. "Haha, dostum ben zaten günlük tutmam ki~"

Gempa diğerlerinden sakladığı şeyler yüzünden, çok daha endişeli görünüyordu. Sessiz adımlarla odadan çıktı. Arkasından "çat" diye dış kapının sesi yükseldi. Belli ki dışarıya çıkmıştı.

Taufan ise normalde hiç olmadığı kadar düşünceliydi. Kendi kafasında dırdır ediyordu. Blaze'in oyunun sesi ise onun için, gerilim müziği haline gelmişti. "Ne oldu? Neden düne dair hiçbir şey hatırlamıyorum? Neden sekiz kişi birden oturma odasında uyandık? Neden sabun renkliyken köpüğü beyaz?..."

"Ah, saat iki olmuş biz hala kahvaltı etmedik." dedi Ais esneyerek. "Şimdiye kapıma dikilip 'Aiiiiiiissss kahvaltı yemeyecek misin?' diye bağırmanız ya da en kötü ihtimalle beni hafifçe boğmuş olmanız gerekiyordu." Ve uykucu şirin, gerçek uykucu şirin ilginç uyandırılma rutinlerinden bahsetmiş oldu.

"Hakikaten, Gempa nerede? Sabahtan beri hiç söylenmemesi, hiç de iyiye işaret değil." dedi Blaze başını bile kaldırmadan; tabletin mavi ışığı yüzünde parlıyordu. Böyle bir durumda bile kayıtsız kalabilmesi, ancak vurdumduymazlıktan olabilirdi.

"Haydi, eyvahlar olsun kardeşimizi esir etmiişler." dedi Taufan iyi bir aktör gibi dramatik bir şekilde iç çekerek. Sonrada tiz bir sesle kıkırdadı. Ancak dikkat edilirse, neşesinin biraz... söndüğü görülebilirdi.

"İyi, yemek yoksa ben uyumaya geri dönüyorum." dedi Ais sakince ve ikiliyi yalnız bıraktı.

Taufan hızla baş aşağı uzandığı koltuktan doğruldu ve hızla hareket ederek, bir hışımla Blaze'in elindeki tableti çekti. Blaze'in hırçın bağırışına rağmen, gri kılıflı eski model tableti alamaması için, tavana uçtu (e.n: heh, bunu eklemek zorundaydım). Kaşları ciddiyetle çatılırken, çocuk gibi somurtan Blaze'e başını salladı. "Hadi Aze, anlamıyor musun? Şimdi takip zamanı. Oyuna sonra da devam edebilirsin. Hem zaten bölümü geçememişsin, bak."

"Kimin yüzünden acaba?" diye alaycılıkla soludu Blaze ve gözleri sinirden iyice büyürken, tüm öfkesiyle bağırdı. "Tabletimi geri ver dedim!" 

"Hadi Eyzy (Blaze delirmek üzere) tablet mi, gizli bir görev mi? Seçim senin." dedi Taufan ve cevap almayı beklemedi. Yavaşça yere süzüldü ve ayakları yere basar basmaz dış kapıya doğru koştu.

Siyah kapıyı iki santim kadar araladı. Gri bulutlar her yeri kaplamıştı. Birkaç dakika sonra yağmur yağacağı besbelliydi. "Gempa neden bu saatte dışarı çıktı ki?" diye sordu kapı aralığından meraklı gözlerle çevreyi süzerek ve kendisini dışarı attı. Blaze ise kuyruğuymuşçasına, peşinden dışarı fırladı.

Devam edecek...

Hacebar.

Editör: Embéria Aéris. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)