Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

TAUFAN İLE YEDİ GÜN- 2: KEDİLER

2: Kediler Halilintar akşamları evden çıkmaktan pek hoşlanmazdı. Oturma odasındaki bilgisayarın önünde otururdu. Yatağın üstünde telefona bakarak otururdu. Mutfakta bir şey yemek üzere otururdu. Sonuç olarak oturacak bir yer bulup otururdu diyebiliriz. Ancak o akşam Halilintar evden çıkmıştı. Bu alışılmadık bir durumdu ve bu durumda birkaç ihtimal vardı. 1: CANI DEĞİŞİKLİK YAPMAK İSTEMİŞTİ. 2: Açelya'nın da olduğu bir toplantıya gitmişti.     3: Eve gelirken kedileri beslemeyi unutmuştu. Bunu ilk önce Taufan fark etti. Gereksiz olsa da üç maddeyi mini bir deftere not aldı. Biraz düşündü ve kedileri uzun zamandır sevmediğini hatırladı. Alelacele montunu giydi ve evden çıktı. Taufan akşamları evden çıkmaktan pek hoşlanmazdı. Oturma odasındaki bilgisayarın... Hahaha tamam şaka şaka. Taufan sabah akşam fark etmez, dışarı çıkmaya bayılır. Taufan, gizlice bir duvarın arkasına saklandı ve kedilerin minik kulübesine yaklaştı. Bir kedi yerde yuvarlanırken diğerleri tatlı bir oturuş ser...

PASTELLER- 1

 1: Başlangıç "Mektupçuuuuuu~" diye bağırdı Hiral.  "Ona postacı denir." dedi Ciyana ve Hiral'in yanına geçip dışarıya bir göz attı. "Ablaaaaaa~" "Ciyak ciyak bağırmayın." dedi Albo içeri girerken, her zamanki gıcık tavrıyla,. "Şimdi söyleyin. Postacı mı gelmiş?" "Evvvvettttt!" dedi Hiral ve Merin aynı anda. Ardından koşarak dışarı çıktılar. Ciyana ise Albo'ya benzer, sessiz bir tutum sergiliyordu. "Sonuçta bana mektup gelmeyecek." dedi Albo ve üzgün bir tavırla oturdu. "Aaa-llll-booooo Paasss-teeellll" diye okumaya çalıştı Hiral. O karınca duasıyla yazılmış harfler on yaşındaki bir çocuk için zorlayıcı olabiliyordu.  Albo oturduğu yerden kalkmak istemedi. Ancak heyecanlanmıştı. Kardeşleri arasında olgun davranmaya çalışsa da, zıplamak istiyordu. Boğazını temizledi. "Mektubu buraya getirin." Merin zıplaya zıplaya geldi. "Bize bir mektuppp varrrr." diye bağırdı. Ancak onun sesi Hi...

TAUFAN İLE YEDİ GÜN- 1: PASTA

 1: Pasta "Evet Ais. Çok ciddi bir durumdasın." dedi Blaze, ciddiyet içerisinde. "İçindeki şeytanı sustur, arkaya doğru bir adım at ve sakın böyle bir şey yapmayı düşünme." "Yine ne saçmalıyorsun Aze?" diye sordu Ais ve ona boş bakışlar attı. "Acaba yapabilecek mi? Kendini ve sınırsız iştahını durdurabilecek mi?" diye sordu Blaze, sağa ve sola doğru sallanarak konuşuyordu. Tahtadan bir kaşığı mikrofon gibi tutuyor, haber spikeri aksanıyla konuşmaya devam ediyordu. "Kiminle konuşuyorsun sen?" diye sordu Ais, ona tuhaf tuhaf bakarak ve buzdolabını açtı. Blaze ise dudağını ısırarak, gerçekleşmesini beklediği o trajik anı bekliyordu. Ais dolabın ikinci rafına elini uzattı ve üzerinde büyük harflerle 'UZAY' yazan mavi kartondan kutuyu çıkardı ve masaya koydu. Ambalajı hafifçe yırtarak açtı. Böylece çikolatalı pasta göründü. "Sabredemeyecek, sabredemeyecek!" diye zıplamaya başladı Blaze, onu durdurmak yerine heyecanla izler...

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)

  14: Final "Ben Saltuk ve burası da Maçevera." dedi kumandan. Ordudakilere olmadığı kadar sevecen ve arkadaş canlısı davranıyordu. "Nasıl yani? Maçevera ne oluyor?" diye sordu Duri etrafına bakarken etkilenmiş gözlerle. "Maçevera taa Hace Ahmed Yesevi'ye kadar uzanan bir yolculuk. Asıl ismi Mavera ama biz açe gibi bir değişiklik yaptık." "Açe ne peki?" diye atladı Gempa. Günlerdir beklediği an gelmişti. Gözlerini kocaman açıp alacağı cevabı bekledi. (Y.n: Buradan sonra ki kısmı karabatağıma armağan ediyorum.) "Açe benim." dedi bir kız. Açık sarı başörtüsünün üzerine bir şal geçirmişti. Bonesinin altından ipler ile bağlanmış minik taşlar alnına değiyordu. Kısacası kıyafeti eski türkleri andırıyordu. "Asıl ismim Açelya ve mücadeleyi kazanmak için bazı yerlere kendi lakabımı kazıdım. Amacım diğerlerini bulundukları durumdan uyandırmaktı." dedi ve tatlı bir şekilde gülümsedi. "Ihmm... Gempa bu işaretler için oldukça endi...

MAÇEVERA- 13

  13 Savaş: Son düzey silahlar havada uçuştu, ok atışları ve dahası... Tek sıkıntı bu Blaze'in tablette oynadığı oyun gibi bir şey değildi. Tabakta kalan son pasta dilimi için Ais'in verdiği mücadeleye ise hiç mi hiç benzemiyordu. Derken Duri'nin bir günlüğüne kaybettiği gücünde ve Halilintar yok olmadan önce görülen beyaz ışık belirdi (bu ışık klasikleşmeye başladı). İşte o saniye binanın önündekiler teker teker yok olmaya başladı. "Ne oluyo la?!" diye bağırdı Blaze. Komutanı dahi olan bir ordunun önünde gerçekten saçma duran bir bağırıştı. "Tüm fedaileriniz yenildi." dedi komutan. Bu söz üzerine peçeli adam ortaya çıktı ve, "Bizde fedailer sadece dışarıda olmaz." dedi. Arkasından sürü sürü çıkan insanlarda bunun kanıtıydı. "Sizde fedai bitmezse bizde de yiğit bitmez!" diye öfke püskürttü komutan ve kılıcını kabzasından çıkardı. Yedizler bu manzara karşısında kendilerini, ateşe su taşıyan karıncalar gibi hissediyorlardı. Ais hedefi i...