MAÇEVERA- 13

 13 Savaş:

Son düzey silahlar havada uçuştu, ok atışları ve dahası... Tek sıkıntı bu Blaze'in tablette oynadığı oyun gibi bir şey değildi. Tabakta kalan son pasta dilimi için Ais'in verdiği mücadeleye ise hiç mi hiç benzemiyordu.

Derken Duri'nin bir günlüğüne kaybettiği gücünde ve Halilintar yok olmadan önce görülen beyaz ışık belirdi (bu ışık klasikleşmeye başladı). İşte o saniye binanın önündekiler teker teker yok olmaya başladı.

"Ne oluyo la?!" diye bağırdı Blaze. Komutanı dahi olan bir ordunun önünde gerçekten saçma duran bir bağırıştı.

"Tüm fedaileriniz yenildi." dedi komutan.

Bu söz üzerine peçeli adam ortaya çıktı ve, "Bizde fedailer sadece dışarıda olmaz." dedi. Arkasından sürü sürü çıkan insanlarda bunun kanıtıydı.

"Sizde fedai bitmezse bizde de yiğit bitmez!" diye öfke püskürttü komutan ve kılıcını kabzasından çıkardı.

Yedizler bu manzara karşısında kendilerini, ateşe su taşıyan karıncalar gibi hissediyorlardı. Ais hedefi için iki dakika odaklanmadan atış yapamıyordu. Duri'nin gücü yeni yeni düzelmişti ve kısa mesafeli saldırılar dışında bir şey yapamıyordu. Solar ürkek bir kedi gibi atışlar yapıyordu. Geri kalanlar ise sessizdi.

"Fedai, burayı terk etmem gerek. Beni tarihten silmeyin olur mu?" dedi Dübeys ve koşar adımlarla oradan uzaklaştı. "Geri döneceğim. Ama ben dönene kadar da, döndükten sonra da benden korkunnnnn!" 

Dübeys'i gören ilk kişi Taufan oldu. Tam kaykayına atlamıştı ki Gempa onu engelledi. "Bırak gitsin. Korkulacak biri değil."

Derken komutan peçeli adamı köşeye sıkıştırdı ve yüzünü açtı.

"İsmin ne senin?"

"Necat." dedi adam. Bir cadı gibi güldü ve komutanı yere serecek bir darbe girişiminde bulundu. 

"Ahhh..." 

Necat'ın kendisi, öldürmeye çalıştığı adamın üzerine serilmişti. Peki bunu kim yapmıştı? Necat'ın çevresine kimse yaklaşamazken bunu kim başarmıştı????

"Halilintar~!" dedi bir anda tüm kardeşler. Derken Taufan koşup Halilintar'ın boynuna sarılan ilk kişi oldu. Sonuçta yedizdiler ve biliyorsunuz, ikizler -veya yedizler- birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok üzülür ve birbirlerinin varlığını ararlar.

"Ahh, Fann, dur!" diye çıkıştı Halilintar fakat tüm utangaçlığını üzerinden atmış bir şekilde gülümsedi. Tamam biraz kızarmış olabilir... "Yalnızca birkaç günlüğüne yoktum, abartıyorsunuz—"

"Birkaç günlüğüne mi?!" diye bağırdı Taufan, nefesi kesilerek.

"Abartıyor muyuz?!" diye çıkıştı Gempa diğer taraftan ölümcül gülümsemesiyle.

"Bunu söylememeliydin." dedi Solar hiç yardımcı olmayan bir bilmişlikle.

"Tamam, belki de bir haftadır yoktum..." diye mırıldandı Halilintar—iki yedizinin bakışlarından korkmuştu. "A-ağladınız mı peki?..."

"Dalga mı geçiyorsun?!"

"Yani ağladık ama sonra İnfidel geldi ve dikkatimizi dağıttı. Sonra bir daha aklımıza bile gelmedin diyebiliriz." dedi Beste hızlı konuşarak olayı toparlamaya çalıştı sonra heyecanla "Ama önemli olan şuan burada olman." diye ekledi.

"İşte böyle gerçeklerden nefret ederim." diye homurdandı Halilintar ve Taufan'ı üzerinden attı.

"Hadi pikachuuu, altı bölümdür yoksunnn!" dedi Gempa anne tavuk tavrıyla. Bu söz diğerlerini, dehşete düşen Halilintar'ın üzerine atlamaya teşvik etmişti.

Beş dakika süren duygusal kavuşma anından sonra, komutan varlığını hatırlatmaya karar verdi. "Çocuklar, bize haber verdiğiniz için gerçekten çok teşekkür ederiz. Sizi Maçevera merkezine götürmek istiyoruz. Orada aradığınız sorulara cevap bulabilirsiniz."

Peki bu sorular hangi sorulardı?

Devam edecek...

Hacebar

Editör: Embéria Aéris (kiranafuychi.com). 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)