TAUFAN İLE YEDİ GÜN- 1: PASTA
1: Pasta
"Evet Ais. Çok ciddi bir durumdasın." dedi Blaze, ciddiyet içerisinde. "İçindeki şeytanı sustur, arkaya doğru bir adım at ve sakın böyle bir şey yapmayı düşünme."
"Yine ne saçmalıyorsun Aze?" diye sordu Ais ve ona boş bakışlar attı.
"Acaba yapabilecek mi? Kendini ve sınırsız iştahını durdurabilecek mi?" diye sordu Blaze, sağa ve sola doğru sallanarak konuşuyordu. Tahtadan bir kaşığı mikrofon gibi tutuyor, haber spikeri aksanıyla konuşmaya devam ediyordu.
"Kiminle konuşuyorsun sen?" diye sordu Ais, ona tuhaf tuhaf bakarak ve buzdolabını açtı. Blaze ise dudağını ısırarak, gerçekleşmesini beklediği o trajik anı bekliyordu.
Ais dolabın ikinci rafına elini uzattı ve üzerinde büyük harflerle 'UZAY' yazan mavi kartondan kutuyu çıkardı ve masaya koydu. Ambalajı hafifçe yırtarak açtı. Böylece çikolatalı pasta göründü.
"Sabredemeyecek, sabredemeyecek!" diye zıplamaya başladı Blaze, onu durdurmak yerine heyecanla izlerken.
"Ahh! Hayır, sadece kremasından tırtıklayacağım." diye gülümsedi Ais ve parmağını kremaya uzattı. Krema parmağından hafifçe sarkarken, Ais'in ağzına girdi. "Fazla lezzetli." dedi Ais ve bu sefer minik bir çay kaşığı alarak, pastanın başına oturdu. Kesinlikle minik olmayan lokmadan sonra Ais kendini bütün pastayı bitirmiş şekilde buldu.
"Ais, bunu yapmış olamazsın..." dedi Gempa, gözlerindeki yorgun ifade, şaşkınlığa dönüşürken. "O pastaya ihtiyacım vardı." İç çekti ve bayılacakmışçasına, elini alnına koydu.
Gempa'nın arkasında beliren Taufan, sırıtarak zıpladı "Ben hallederim!"
"Hayır, Taufan yenisini almamız en doğrusu olur..." dedi Gempa ve belli bir sebepten dolayı, kuşkulu bakışlar attı.
"Asla olmaz." diye karşı çıktı Taufan ve vah vah yaparcasına elini dizlerine vurdu. "Ekonomi batıyorr, batıyorrr..."
"Ama, Taufan—" Gempa sözünü tamamlayamadan durdu. Biraz çekinerek ağzını açtı. "Ne zaman pasta yapmaya çalışsan sorun çıkıyor..."
"Öyle mi?" Taufan somurttu ve kollarını kavuşturdu. Trip atarcasına başını çevirdi ve konuşmayı bıraktı. "Hıhh, öyle olsun..."
Gempa gerildi. Acaba bir hata mı yapmıştı? Annelik hisleri harekete geçerken, "Ö-öyle demek istemedim." dedi. Ardından Taufan'ın hala trip atan haline bir göz attı. "Tamam... Ama dikkatli ol."
"Yuppiiii~" diye tezahürat etti Taufan ve zıpladı. Çocuksu bir sevinçle, mutfak masasının başına oturdu. "Şimdikkkk, tarifi okuyacak olursak... Malzemeler... Antarktika karı."
"Hadi koş git Antarktika'ya. Uçak bileti benden." dedi Beste alaycı bir şekilde ve ıssız bir çöle benzeyen mutfakta kendini belli etmiş oldu.
"Besteeee, tarifime ekleme mi yaptın?" diye hafif (!) bir öfke püskürttü Taufan. Ona küçük (!) şakalar yapmadan önce, Halilintar'ın kardeşi olduğunu unutmamak gerekirdi (ikisi de kötü şakalara kızabilir).
"Blaze ve Duri de yardım etti. Onları unutmayalım." dedi Beste ve yine birilerini ele verdiği için durdu.
"Siz beni dışladınız mı?" dedi Taufan nefesi kaçarak, ihanete uğramış gibi hissediyordu. "Size inanamıyorum. Hani sorunları hep beraber çıkarmaya ant içmiştik?!"
"Taufan, amaç sorun çıkarmak değildi. Pasta yapmanı istemiyoruz. Dur desek durmazdın." dedi Beste ciddiyetle, suçlamayı reddederek. "Geçenlerde pasta yapmayı denediğinde evi yakmıştın. Duvarda hala kül izleri görüyorum." (Aslında Beste devam edebilirdi. Ama yazarınız küçük bir yazarlık tıkanıklığı yaşıyor)
Beste kafasına bir kask geçirdi -nereden bulmuştu onu sahi?- ve masanın altında duran yangın tüpünü çıkardı. "Naniii naniii... İtfaiye geliyor, wow wow wow..."
Taufan cevap vermeyi denedi ama daha o konuşamadan Beste odadan çıktı. Sinirlenmişti ve duyguları karmaşık bir biçimde savruluyordu. Tek istediğiyse, başladığı işi tamamlayabilmekti, hem de tarif olmadan!
***
*Ding Dang dong*
Gempa kapıyı açınca tuhaf bir şeyle karşılaştı.
"Acil durum nerede?" diye atıldı, garip bir uzaylı.
"Neye bakmıştınız?" diye sordu Gempa kibarca. Yeşil bir uzaylı... Aslında Adu Du sayesinde bu tip durumlara alışkındı. Yine de kargocu gibi kapısını çalan b,r uzaylı her gün görülemeyecek bir şeydi.
"Biz acil durum çağrısı almıştık." dedi uzaylı. Biraz mahcup olmuş gibiydi. "Beyaz acil tozunu yanlışlıkla dökmüş olamazsınız öyle değil mi?"
"Tamamdır pastayı fırınladım." dedi Taufan, bir onur meselesiymiş de, halletmiş gibi göğsünü kabarttı. "Bakın, şu ana kadar hiçbir şey olmadı. HİÇBİR ŞEY. Siz boşu boşuna bana güvenmedi—" Sözünü tamamlayamamıştı çünkü karşısında korkutucu olmasa da, yeşil bir uzaylı duruyordu.
"Taufan?"
"Evet...Gempa?"
"Hangi marka şeker kullandın?"
"Sanırım şeydi, eeee...Hatırlamıyorum." dedi Taufan, sol gözünü hafifçe gözünü kısarak. "Tüh, inanmadın öyle değil mi?"
"Katiyen." dedi Gempa ölümcül bir gülümsemeyle. "Heyy, kaçmaaa."
Devam edecek...
Hacebar
Yeşil uzaylıya ne oldu derseniz... Patlamış mısır makinesi ile (bilirsiniz uzaylıların teknolojisi fazla gelişmiştir hoooooppp patlamış mısır) bir tabak patlamış mısır patlattı ve Gempa'nın Taufan'ı azarlamasını izledi.
Bu seri birkaç arkadaşım ile planlandı. Toplam yedi hikayeden oluşacak. İlk bölümümüz ise bitti.
Editör (ve fikrin sahibi, hehe): Embéria Aéris (kiranafuychi.com). Eğer Editörün hikayesini de görmek istiyorsanız blogunu ziyaret edebilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder