MAÇEVERA- 10
10:
Solar, Duri, Blaze, Ais ve Beste kardeşlerini arıyorlardı. Yüzünü peçeyle kapatmış adamın gösterdiği her yere bakmalarına rağmen hala bir sonuca ulaşamamışlardı. Her şey olabilirdi. Belki kardeşlerini bir daha göremeyeceklerdi.
"Yok yook, böyle gidersek biz asla bir sonuca ulaşamayacağız." dedi Blaze kollarını kavuşturarak. "Yok yani hiç mi yetkili biri yok? Polisi arayalım, belediye başkanını arayalım... Yoksa böyle daha çooook dolanırız."
"Saçmalama, yerimizi belli etmek mi istiyorsun?" diye çıkıştı Solar. Blaze'den umudunu çoktan kesmiş olmasına rağmen bu kadarına da katlanamıyor gibiydi.
"Evet polis bey, kardeşimizi kaçırdılar." dedi Blaze—polisi aramıştı bile. Solar ona doğru koştu ama Blaze eliyle onu itti. "Çok eski bir binadayız. Biz park sanmıştık tabii (yalan konusunda usta, her zamanki gibi), ondan girmiştik de, içi teknoloji dolu çıktı."
Ais eliyle Solar'a rahatla işareti yaptı. İkizini iyi tanıyordu, onları ele vermeyecekti. Solar'sa dondurması düşmüş çocuk gibi hırçın hırçın kıvranıyordu.
Birkaç dakika sonra kapı aralandı. Polis üniformalı biri çıkageldi. "Evet çocuklar ne istemiştiniz?"
Danışman masasının arkasında onları nasıl gördüğü belirsizken, polise sevgi dolu bakışlar attılar.
"Kardeşlerimizi çaldılar." diye bağırdı Duri.
"Bu konu ile bizzat ilgileneceğim." dedi polis ciddiyetle ve, "Bu arada bana Atıf Bey deyin. Amca kelimesini kesinlikle kabul etmiyorum." diye ekledi gıcık bir ses tonuyla. Çocukları arkasına alıp yürüdü.
Herkes onlara korkmuş gözlerle baktı. Atıf ise umursamıyordu, çok havalı ve umursamaz bir havası vardı. Müdür kapısını çaldı.
"Bence para cezası isteyecek." dedi Solar çok bilmiş bir ses tonuyla, fakat Taufan'dan ödünç aldığı arabalı tişörtle, ciddiye alınamıyordu.
"Bence kulağını çekecek." dedi Duri, ciddi görünmeye çalışan ama başaramayan çocuksu bir ifadeyle.
Atıf müdür odasının içine kadar yürüdü. Kızgın bir yüz ifadesi yoktu. Sadece ifadesizdi. Derken hafif bir damacana gülüşü (bu gülüş kaşları çatıp sinsice gülümsemekle oluyor) yüzüne yayıldı.
"Ahh, Dübeys." diye gülümsedi Atıf ve karşısındaki adama sarıldı (e.n: ?????!!!). "Bu çocuklar kardeşlerinin kaçırıldığını iddia ediyor. Bunu gerçekten yaptın mı?"
"Senden nefret ediyorum." dedi Dübeys, üstünü silkeleyerek fakat söylediklerini kastetmiş gibi görünmüyordu. "Tabii ki kaçırdım. Onları görseydim onları da kaçırırdım." dedi yumruğunu sıkarak ve diğerlerini işaret etti.
"Vay, vay, vay." dedi Atıf. "Ben bunu nasıl müdürlüğe açıklarım? Hmm... Şuna ne dersin? Yanlış alarm." diye bir kahkaha patlattı ve çocuklara döndü.
"Tamam, işte şimdi kaçıyoruz!" diye bağırdı Solar ve koşmaya başladılar. Aynı Sonic gibi hızlı bir şekilde merkezi turluyorlardı.
"Bu kadar insanı tek başımıza yenmemiz imkansız!" diye bağırdı Beste, nefes nefese.
"Öyleyse tek başımıza yenmeyelim!" diye karşılık verdi Blaze. Dalga geçmek istememişti. Gerçekten bir plan yapmıştı.
Devam Edecek...
Hacebar
Editör: Embéria Aéris (kiranafuychi.com)
Yorumlar
Yorum Gönder