MAÇEVERA- 9

 9 Hücre:

"Bizi nereye götürüyorsunuz?" diye sordu Gempa, öfkeyle. Çırpınmayı bırakmıştı. Taufan ise hala bir umut, kollarını sallıyordu.

"Soru sorma. Efendi emredene kadar bizimlesiniz." dedi adamlardan biri kabaca ve iki çocuğu daracık bir hücreye attılar.

"Heyyy, efendide kim?" diye sordu Taufan merak içerisinde. Kolunun üzerine düşmüştü ancak bunu önemsemiyordu. Hele ki alacağı cevap belki Halilintar'ın başına gelenleri açıklayacakken.

"Zindanda çürüyeceksiniz." diye güldü adam. Hücrenin parmaklıkların kapattı. Gölgesi, minik havalandırmadan gittikçe uzaklaştı.

"İyi misin?" diye sordu Gempa endişeyle ve Taufan'ın kolumu kapıp baktı. Cebinden bir krem çıkarıp sürdü.

"Ahh, mama Gem, zindanda bir yerlerinden krem çıkarmasını biliyorsun." diye güldü Taufan.

"Görürsün sen mama Gem'i." diye azarladı Gempa. Ancak kremi sürmeyi bırakmadı. "Tamam şimdi oldu." 

Gempa duvara yaslandı. Elini karanlık duvarda gezdirdi. Derken bir çıkıntı. Çıkıntıya doğru yöneldi. Parmağı ile duvara kazınmış yazıyı okudu: 'sakın unutma AÇE'. İki dudağı dehşetle hareket ederken, Taufan onu izliyordu.

"Açe de ne demek oluyor?" diye sordu Taufan, kuşkuyla. 

Gempa gülümsedi "Hiçbir şey."

"O zaman niye gözlerin büyüdü?" diye işaret parmağıyla gösterdi. "Sen de, Hali de çok şüpheli davranıyorsunuz. O da senin gibi rol yapıyordu."

"Sadece şaşırdım. Yani bu yazı ve bu daracık hücrede olması garip bir şey öyle değil mi?" diye sordu Gempa, ellerini iki yana açarak.

"Elinde ne yazıyor?" Taufan küçük detayı yakaladı ve Gempa'nın kolunu kaptı. Kendi çivi yazısını okuyabildiği gibi, silik yazıyı da kolaylıkla anlayabildi. "Açe yazıyor. Yani, yani... Sen her şeyi biliyordun!"

Gempa telaşla Taufan'ın ağzını kapattı. "Şşşt! Sessiz ol."

Taufan'sa oldukça öfkeli gözüküyordu. Onu dinlemedi ve çırpınmaya devam etti.

"Bu gizli bir bilgi." dedi Gempa alçak sesle ve kendini tutamayarak, fısıltıyla her şeyi anlattı. Yazıyı ilk defa ne zaman gördüğünden, anlamsızlık abidesi haline kadar her şeyi...

"Keşke daha önceden anlatsaydın. Yardım edebilirdim." dedi Taufan, biraz hayal kırıklığına uğramış görünerek. Duraksadı. Hayır, yardım edemezdi ki. Gerçekten hiç bir şey bilmiyordu.

"Tamam, neyse ne, biraz susun." diye bir ses geldi. "Susun, yoksa sonuçlarına katlanırsınız." 

Taufan sesin geldiği taraftaki duvarı pat pat yumrukladı. "Kimsiniz siz?!" Pürüzlü ve bir evin duvarı için en son seçenek olan bu eski duvarların arasında delirmek üzere olması, daha hızlı sinirlenmesine neden oluyordu.

"Anlaşıldı, bunlar bir ders istiyor." dedi ses yine ve bir patırtı duyuldu. Derken duvarlar yamulmaya başladı. Her patırtıda bir kez daha yamuldu.

"Ne oluyor?!" diye haykırdı Gempa ve kendisi kadar dehşete düşmüş görünen Taufan'ı kollarının arasına aldı. Patırtılar artmaya başladı. Duvar iyice kendilerine yaklaşıyordu.

"Durdurun şunu!"

Ancak durmadı. Aksine nefes alacak yer bırakmayacak kadar küçüldü. Küçüldü ve diken şeklini aldı. Dikenlerden biri Gempa'nın sırtına gelmişti. Gempa acıyla kıvranırken, hareket etmemeye çalışıyordu.

"Tamam, konuşmayacağız! Yeter ki kapatın şunu!" diye çığlık attı Taufan, kendisinden daha çok kardeşinin acı çekmesi onu üzmüştü.

Bu bağırışı ardından patırtılar bitti. Duvarların diken şeklindeki görünümü yavaşça normale döndü. Alan yavaş yavaş genişledi ve eski halini aldı.

Tek değişiklik ise, Açe yazısına eklenen bir çizgiydi. Hayır, bir harf oluşmamıştı. Sadece bir çizgi.

Devam edecek...

Hacebar.

Editör: Embéria Aéris. (kiranafuychi.com) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)