MAÇEVERA- 17

 17: 

Güneş yeni doğmaya başlarken bir patırtı duyuldu. Bu evin çatısına düşen kocaman taştan dolayı olmuş olmalıydı. Evet, evin çatısına koca, sivri ve gri bir taş düşmüştü. 

"Bu da ne demek oluyor?" diye sordu Solar camdan bakarak.

"Geride durun, bir göz atacağız." dedi Gempa ve pencereden yukarıya doğru tırmandı. Yanındaysa Taufan ve Halilintar vardı.

"Sakın unutma AÇE..."

"Bu-bu ne demek?" diye sordu Gempa tedirgin bir şekilde etrafına bakarak.  "Açelya hala böyle notlar yazmaya devam mı ediyor?"

"Bunu ona sorarak öğrenebiliriz." dedi Halilintar onunla tekrar görüşecek olmanın verdiği sevinci saklamak için çabalarken.

"Gördün mü Gempa, Hali'nin gözleri parladı! Gördün mü?" diye sordu Taufan kocaman sırıtarak ve zıplamaya başladı.

Halilintar ise sanki Taufan gerçekleri söylememişçesine boş boş bakmayı sürdürdü. "Yine ne saçmalıyorsun hava kafalı?" Ardından ayakkabısının üzerine bastı. "Ne çeviriyorsun sen?"

Taufan korkmuş gözlerle hafifçe sırıttı ve sustu. 

"E- gidelim bari." dedi Gempa ve havadaki gerginliği dağıtmaya çalıştı. 

Maçevera binasının girişi her zamanki gibi ıssızdı. Kapıyı hafifçe ittirince, huzurlu bir ortam görünür oldu. Kapıya en yakın yerde bir toplanma alanı, sonra bilgisayar odaları ve çoğunlukla tarih kitaplarının olduğu bir kütüphane bulunuyordu. Kütüphanenin de ilerisine, işte oraya sadece özel üyeler girebiliyordu.

"Bir baksak kim anlayacak." dedi Taufan gayet özgüvenli bir şekilde. "Tuvalete giderken aniden yolumuzu şaşırdık deriz." diye ekledi ve elini kapıya uzattı. 

"Hayır, Taufan." dedi Gempa ve Taufan'ın elini tuttu. "Bu doğru olmaz. Kuralların sebepleri vardır."

"Gözlerimizi kapatarak girsek? Kulaklarımızı da kapatırız. Ellerimize de güzel bir kelepçe takıp hiç bir şeye dokunmamamızı sağları—"

"Şşşttt" diye fısıldadı Halilintar. İşaret parmağıyla ileriyi gösterdi. "İzleyin, şu-şu bir şey yapıyor." Ardından üçü de dikkat kesildi. 

Bir adam gözleri hariç her yerini kapatmıştı. Neden sonra elindeki tabancayla duvara iki kez atış yaptı. 

"Siz burada ne yapıyorsunuz?" diye sordu Açelya.

"Aaah!" diye bağırdı Halilintar bıkkınlıkla. "Nerede bir aniden fırlama orada sen. Yeter be!"

Açelya ise Taufan ile birlikte kıkırdıyordu.

(Ardından Gempa çatılarına düşen koca kayadan bahsetti. Ve diğer sıkıcı bildiğimiz ayrıntılar falan filan)

"Yemin ederim ben yapmadım. Ben evin tepesine düşen bir kayayla not yollamam." dedi Açelya kendini savunurcasına.

"Rahat ol, sana inanıyoruz." dedi Gempa ve endişelen kızı sakinleştirmeye çalıştı. Halilintar ise suratını asmıştı. Açelya bazen çok can sıkıcı oluyordu...

Devam edecek...

Hacebar.

Editör, Embéria Aéris: Bakın, Hali'ye insan beğendirmek zordur. Açelya gibi olgun bir kız ama onu bile beğenmeyecek tıynette biri. Emily'i de seviyor ama sevmiyor işte (kendi bloguma ışınlandım). Öyle. Benden bu kadar. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)