BLAZE İLE YEDİ GÜN- 4: BAŞ BELASI ÜÇLÜ

 4: Baş Belası Üçlü

"Harika, Baş Belası Üçlü görünürde yok." dedi Gempa, kitap okumaya çalışan Solar'a.

"Bahçede toplanıp saklandılar." dedi Solar başına kaldırmadan.

"Kimden saklanıyorlar?" diye sordu Gempa garipseyerek.

"Bizden." dedi Solar tek kelimeyle. Ardından çenesini kaşıdı. "Konuşmalarını duymamızı istemiyorlar." Ardından ayağa kalktı. "Kıskananlar çatlasın."

"En azından kibrin pozitif bakmama yardımcı oluyor..." diye mırıldandı Gempa. Her şeye rağmen kardeşini seviyordu.

Ancak kıskançlıktan dolayı olmasa da, Solar'ın dedikleri doğruydu. Baş Belası Üçlü toplanmış, gülüşüyorlardı.

"Gençler, Halilintar'ın telefonunu çaldım. Bize gıybet çıktı." Blaze ne zaman Halilintar'ın arkasından iş çevirse 'gençler' kelimesini kullanır ve hızlı konuşurdu. Belli ki onun sıkıcı halini düşününce kendini hiç olmadığı kadar genç hissediyordu.

"Yiaa, çok heyecanlı." dedi Duri ve zıplamaya başladı.

"Hiç heyecanlı değil maalesef, telefon çöplük durumda." dedi Blaze ve ardından telefonu elinden almaya çalışan ikiliye, telefonda sadece sıkıcı şeylerin olduğuyla ilgili bir açıklama yapmaya çalıştı. "Nedense gece uyurken fotoğrafımızı çekmiş. Aynı zamanda Solar'ın ifşaları var. Onların da çıktısını almak lazım."

"Ama heyecanlı bir şey yok ki... Eğleneceğiz demiştin." dedi Duri somurtarak. 

"Pikachu'nun hayatı sıkıcıysa ben ne yapayım?" diye kendini savundu Blaze. "Bak Taufan'a, hayatı kırdığı vazoyu gizlemekle geçiyor. Tam benlik." 

"Se-sen biliyor muydun?" diye sordu Taufan korku ve şüpheyle.

"Hangi vazoyu kırdın Fan?" diye sordu Duri masumca. "Şu çiçek desenli olan mı yoksa?"

"Hayır Duri, o hala duruyor. Hem ben vazo kırmadım." dedi Taufan kayıtsızca. Ancak hemen ardından bakışları Blaze'in bakışlarıyla çakıştı. "Kırmadım Blaze, ne göz kırpıyorsun? Aaaağğ, çok ayıp."

"Solar da kitaplarını okuyormuş gibi yapıyor ama aslında onları yiyor." dedi Duri gülerek.

"Duri... Yine bir şeyler uyduruyorsun ama hoşuma gitti, devam et." dedi Blaze ve çimenlerin üzerine uzandı.

"Uydurmuyorum Blaze. Onu kalemini kemirirken gördüm." dedi Duri çocuksu bir öfkeyle.

"Oooo, yoksa minik güneş ışığımız stres mi yapıyor?" dedi Blaze alaycı bir tonda ve Taufan'la birbirlerine sinsi bakışlar attılar.

"Hadi Solar'ı gıcık edelim." dedi Duri ve ayağı fırladı.

"Hiçbir yere gitmiyorsunuz." dedi başlarına düşen gölge, korkutucu bir sesle.

"Gempağğğ..." dedi üçü aynı anda.

"Bangır bangır bağırıyorsunuz. Hadi içeri girin, kışın bu gününde dışarı montsuz çıkmışsınız. Biraz daha durursanız üşüteceksiniz." dedi Gempa ve Üçlüyü içeriye yolladı. "Ve kuzumdan uzak durun."

Blaze diğerlerinin kulağına eğildi:

"Az önce kuzum derken Solar'ı mı kastetti?"

Ardından büyük bir kahkaha yükseldi. Bu Solar için kötü ancak tüm dünya için iyi bir kahkaha idi.

Devam Edecek...

Hacebar.

Editör: Embéria Aéris. Editörün yazdığı versiyonunu kiranafuychi.com adresinde, Blaze İle Yedi Gün etiketinde bulabilirsiniz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)