BLAZE İLE YEDİ GÜN- 2: FUTBOL
2: Futbol
Blaze doğduğu andan beri enerjik bir çocuktu. Öyle ki, hiperaktivitesi var mı diye bakmak için psikoloğa gitmişliği bile vardı. Bu enerjiyi üzerinden atabilmek için ise spora, futbola başlamıştı.
Evde sıklıkla maç izlerdi. Çarşamba sporu tutuyordu. Her maç öncesi fanatikliğine dair formasını, çorabını, hatta kalemini bile alır, eksiksiz bir şekilde koltuğa kurulurdu. Kazanırlarsa bunu herkese duyurur, kaybederlersede hıçkırarak ağlar, "Hakem Perşembe Sporluuğğğğ!!" diye bağırırdı.
Okulda ise bir futbol takımı vardı. Beş dakikacık bile olsa, her teneffüs maç yapmaya inerlerdi.
Ve günler öyle geçerdi işte...
***
"Neeyyy?" diye sordu Duri masumca.
"Ciddi misin?" diye sordu Taufan ağzı şaşkınlıktan bir karış açılmış bir şekilde.
"Yok artık!" dedi Gempa inanamayarak.
"Oldu canım!" dedi Solar kinayeyle.
"Saçmalamayı kes." dedi Halilintar huysuzca.
"Haaii." dedi Ais (e.n: ne dediğini bilmiyorum).
"Evet." diye onayladı Blaze kardeşlerini susturmaya çalışarak. "SADECE IWAN İLE KAVGA ETTİK. BİR GURUR MESELESİ İÇİN BİR KERELİĞİNE BENİMLE MAÇA ÇIKACAKSINIZ O KADAR." diye tek nefeste bağırdı.
"Niye biz? Senin zaten takımın yok muydu?" diye sordu Taufan.
"Ehh, sadece Iwan ile kavga etmedim." dedi Blaze ve başını hafifçe korkarak öne doğru eydi.
"Senin kavgalarınla uğraşamayacağız kibrit çöpü. Otur ve biraz ders çalış." dedi Halilintar hafifçe kızarak.
"Yani, eğer cidden bize ihtiyacın varsa... Neden olmasın?" dedi Gempa. Ardından itiraz edecek olan Pikachu'ya döndü. "Öyle değil mi Halilintarr?"
Blaze uzun uğraş sonrası kardeşlerini ikna etmeyi başardı. Hepsini okulun spor salonuna getirdi ve antrenmanlara başladılar.
"Solar, topa vurmak için kafa yormana gerek yok. Ayağını uzat gider. Duri, gördüğün her topa koşma, başka oyuncular da var. Sadece pozisyonunu sabit tut. Ve Ais... Neden öyle yürüdüğünü sormayacağım."
Böyle azarlamalarla, topa bile vuramayan bir takımı hizaya sokmayı başardı. Yine de endişesi bitmemişti. Maç gününe kadar sıklıkla öfke patlamaları yaşadı ve her saniye maçla ilgili olabilecekleri düşündü. Hatta bunları defterine çizdi ve Ais'e anlattı. Tabii Ais sonsuz iyimserliğiyle, "Boş ver, olmaz öyle şey." diye geçiştiriyordu.
Ve maç günü gelmişti. Sonsuz heyecan arasında hakem düdüğü öttürdü. Topu ilk kapan kişi Halilintar olmuştu. İsteksiz bir yüz ifadesiyle topu çevirdi ve Taufan'a pas attı. Taufan topu ilerletti ancak minik bir hata yüzünden topu karşı takıma kaptırdı.
"O çocuğa ver diye mi gönderdim sana, hava kafalı?!" diye çıkıştı Halilintar.
Derken karşı takım ilk golünü attı.
"Ahh Solarr!!" diye bağırdı Blaze takımın kalecisine. Solar ise el hareketleriyle 'tutamazdık ki' yapıyordu.
Blaze kendi içinde öfke krizi geçiriyordu. Tüm enerjisini ve öfkesini topa yöneltti. Bu onu hızlandırmıştı.
"Goll!"
"Evet Solar, ne diyordun?" dedi Blaze ve maç boyu ağzından tek kelime çıkmamış kardeşine dil çıkardı.
Maçın devamı sıkıcıydı. Maçın bitmesine son bir dakika kalmıştı. Top Duri'deydi. Hızlıca Ais'a pas attı. Ais ise koşuyordu. Evet, hem de tam gücüyle kaleye doğru koşuyordu. Önüne üç çocuk geçti. O ise birinin bacaklarının arasından kıvrıldı ve gol attı. Evet, Ais gol atmıştı.
Diğerleri olayın şokundaydı. Bunu umursamadan Ais'ın üzerine atladılar. Ais bir şekilde maçın yıldız oyuncusu olmuştu.
"Haa, ne oluyor?" diye gözlerini ovuşturdu Ais.
"Ais, kazandık! Hem de senin sayende." dedi Blaze ve mutlulukla zıpladı. Yan gözle Iwan'a 'çatlaa' yapıyordu.
"Maç bugündü, değil mi?" diye sordu Ais hafif bir şaşkınlık belirtisi göstererek (e.n: çok şükür).
"Ben kazandım. Ben-ben kazandım!" diye zıplamaya devam etti Blaze.
Bilmediği şey ise Ais'ın maç boyu uyuduğuydu.
Devam edecek...
Hacebar
Ben Çarşamba Sporluyum. Ehh sadece belirtmek istedim.
Ve Bestemizz bu hikayenin neresinde derseniz masa tenisi turnuvalarında geziyor. Onu erkeklerin kavgalarına sokmuyoruz. Yaaa Bestecik.
Editör: Embéria Aeris. Editörün yazdığı versiyonunu, kiranafuychi.com'da, Blaze İle Yedi Gün etiketinde bulabilirsiniz.
Yorumlar
Yorum Gönder