MAÇEVERA- 3

3: Sazlık

Yağmur aynı bir nehir gibi şırıl şırıl yağıyordu. Kara bulutlar sanki ikilinin tepesine üşüşmüş, bir gölge gibi onları takip ediyorlardı.

Blaze sokaklarda amaçsız bir şekilde dolaşmaktan sıkılmıştı, Taufan ise inadını sürdürmeye devam ediyordu.

"Afedersiniz ama, Gempa'yı gördünüz mü?" Taufan gördüğü her insana bu soruyu soruyordu. Tabii soru şekli, biraz da insanın görünüşü ve yaşına göre değişiyordu.

"Gempa kim evladım?" Ve onlar da böyle cevap veriyorlardı.

"Bizim gıdaklamayan anne tavuğumuz olur kendisi (y.n: ağağağ çok üzgünüm Gempa hepsi Taufan'ın saygısızlığı)." derdi Taufan, sanki Gempa da buna katılmış gibi gururla göğsünü şişirerek.

"Anneni mi kaybettin?"

"Öfff, hayır, teşekkürler..." Ve böylece diğer bir kişiye soru geliyordu. 

Bir süre böyle devam etti, ta ki yıkık dökük bir mahalleye gelene kadar. Çoğu evin boyası akmıştı. Kapılarının önüne eski çarşaflarla gölgelik yapmış insanlar, dilenci gibi bağdaş kurmuş, oturuyorlardı. Toprağın üstüne düzensiz, beş adımda bir çukur bulunan bir asfalt yapılmıştı, hatta çamur yüzünden o bile görünmüyordu.

Derken bir çocuk Taufan’ın cebine ellerini sürttü.

“Hey ne oluyor?!” diye kükredi Taufan, bir yerine dokunulmasından hoşlanmazdı (e.n: ama başka insanlara dokunmaya, sarılmaya bayılırdı -Halilintar'a gönderme). Dikkatle, kendisinden kaçan çocuğa baktı. Ardından cebini yokladı. Beş lirası yok olmuştu...

Kendi kendine, kısacık, minicik, aslında pek neşeli olmayan bir kahkaha attı. Belli ki bu mahalle hırsızlıkla geçimlerini sağlıyorlardı.

“Sazlık mahallesine hoş geldiniz.” dedi çenesini göğsüne çektiği dizlerine yaslamış bir adam. “Çocukların hırsızlık yapmasına takılmayınız lütfen, biz yetişkinler o günleri geride bıraktık. Onlar sadece şeker parası ararlar.”

Taufan nezaketini kaybetmemek için gülümsemeye çalıştı. "Benden isteselerdi de verirdim ama neyse..."

İkili etraflarına daha dikkatli baktılar. Daha önce böyle bir yere geldiklerini hatırlamıyorlardı. Muhtemelen bu mahalledekiler, fakir olmalarından dolayı önemsenmiyordu. Geçmişlerinden dolayı hırsızlıkla suçlansalar da, iyi kalpli insanlardı.

“Biz kardeşimizi arıyoruz. Bize benzer birini gördünüz mü? Açık kahverengi-siyah ceketli, siyah, ters taktığı bir şapkası var?” diye sordu Blaze, Gempa'yı tarif etmeye çalışırken, Taufan’a lafı bırakmadan.

Adam bir süre düşünerek, çenesini kaşıdı ve bir yönü gösterdi. Ama onu aramalarına gerek kalmadan, Gempa köşedeki bir alanda belirdi.

İkili koşarak hesap sormaya gittiler. Gempa sessizdi. Konuşmuyor, suskun suskun etrafına bakıyordu. Olabildiğince kısa cevaplar verirken, onlarla göz göze gelmemeye çalışıyor gibiydi.

Ardından ikilinin yağmurda ıslanan tişörtlerine baktı ve, “Hey siz... Aah, doğru eve, haydi.” dedi. Kelimeler duyguların yanında yetersiz kalsa da perişan hali besbelliydi.

Hacebar

Devam edecek…

Editör: Embéria Aéris (kiranafuychi.com hehe reklam) 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)