bir tiyatro

     Atina'da herkes gülücük saçıyor. Mutlu yüzler göze çarpıyor. İnsalar birbirleri ile neşeyle konuşuor. Konu ciddi Atina'ya tiyatro geliyor.

    "Bu iş iyice ciddileşti." diye ilgi çekiyordu Anıktos. Atinalılar için huysuz bir amcaydı. "Peki yine anfitiyatro yaparlarsa. O zaman ne ederiz." sesi endişeli bir şekilde titriyordu. Şehrin ortasında ciyak ciyak bağıran düdüklü bir tencereye benziyordu.

    Şehirde kimse Anıktos'u dinlemedi. Genellikle yanlış şeylere odaklanırdı. En son serçelerin aslında gizli ajanlar olduğunu iddia etmişti. Ondan öncede toprağın altında kötü kokulu turuncu kabarık tüylü bir canavar olduğuna yemin etmişti.

    Tiyatro zamanı gelince birkaç adam öne çıktı. Sahne meydanında yüksek sesle alkışlandılar. Çığlıklar kulaklarda yankılanıyordu. Meydandaki adamlardan biri arkasından maske çıkardı. Bu mutlu bir maskeydi. Derken oyun başladı. Karakterler duygularını bu yüz çizilmiş maskelerle ifade ediyorlardı.

   Bu sırada Anıktos insanları izliyordu. Tiyatroyu değil seyirci olan insanları izliyordu. Tiyatro alanından geriye doğru adımlar atarak git gide uzaklaştı. "Dur" Anıktos etrafına baktı. Yerinde hoplatarak panikledi. "Dur" dedi yine aynı ses. Bu sefer bir ses duyduğunda emin bir şekilde dudağını ısırdı. "Dur" dedi ses yine. Ses çalılığın altından geliyordu. Anıktos, sanki çalılığın altından kötü kokulu turuncu kabarık tüylü bir canavar bekliyormuşçasına nefesini tuttu. Sessizce çalının altına baktı.

   "Lütfen beni tiyatroya götür." Ses endişeli görünen bir maskeden geliyordu. "Endişe duygusunu çizmekte zorlandılar. Endişenin ne olduğu hakkında çok bir fikirleri yok. Benim yerime üzüntüyü kullanma kararı aldılar. Ancak aynı şey değil ki." 

   Anıktos bir süre çenesini kaşıyarak düşündü. "Çok haklısın. Senin o tiyatroda olman gerek." Dedi ve maskeyi kolunun altına alarak hızlı ve ses çıkaran adımlar atarak koştu.

   Bu sırada sahnedeki oyuncular heyecanlı bir sahnedeydiler.  Dikkatler üzerlerine toplanmış dudaklarından çıkacak sözü bekliyorlardı. 

   "Durun" diye bağırarak sahneye girdi Anıktos. Elindeki endişeli maskeyi yüzüne tuttu. Oyuncular şaşkınlıklarını maskelerin altında sakladıkları için sanki oyun devam ediyormuş gibi gözüküyordu. "Bırakın tüm bu zırvalıkları düşünmemiz gereken daha önemli meseleler var. Örneğin serçeler hala bizi dinliyor." Anıktos sözünü tamamladığında bir alkış tufanı koptu. Anıktos'un tesadüfen girişi oyuna renk katmıştı.


Yazan: Hatice Ebrar Dürüyen (13 yaş)




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAÇEVERA

MAÇEVERA- 2

MAÇEVERA- 14 (FİNAL)